<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?><rss version="2.0"><channel><title>Forum Downloader</title><description>Fıkra Merkezi</description><link>http://fikra.forumdownloader.com</link><language>tr-TR</language><item>
<title>Dikenli tel</title>
<link>http://fikra.forumdownloader.com/Fikra/Dikenli_tel.html</link>
<description>İki deli tımarhaneden kaçmaya karar vermişler. biri ötekine: "git bak bakalım dikenli teller yüksek mi alçak mı, eğer yüksekse altından kaçarız, alçaksa üstünden atlarız." diğeri gitmiş, bir süre sonra geri gelmiş ve şöyle demiş: "ne yazık ki kaçamayacağız arkadaşım çünkü hiç dikenli tel yok!"</description>
</item><item>
<title>İngiltere Nerededir</title>
<link>http://fikra.forumdownloader.com/Fikra/Ingiltere_Nerededir.html</link>
<description>Öğretmen derste aliye sorar: - İngiltere nerededir? ali: - bilmiyorum, öğretmenim. Öğretmen: - git evdekilere sor, yarın tekrar soracağım. ali eve gelir ve babasına sorar. babasi: - tam olarak bende bilmiyorum nerde diye, ama çok uzakta olamaz, çünkü bizim şirkette bir tane İngiliz calışıyor, işe yürüyerek geliyor.</description>
</item><item>
<title>Delidana</title>
<link>http://fikra.forumdownloader.com/Fikra/Delidana.html</link>
<description>#8206;-bir bayan tv muhabiri bir çiftci ile delİdana hastaliginin sebebini
araştırmak uzere roportaj yapıyordu.
-İyi günler bayım, biz burada delİdana hastaliginin sebebi hakkinda bilgi
toplamak için bulunuyoruz.
-hastaliga neyin sebep olduğu hakkında bir fikriniz var mı?
...-Çiftci bayan muhabiri süzdü ve dedi ki;
-Şimdi bak hanım kızım; biz boğayı ineği her sene bir kere salarız
-pardon salmak tan kastınız ?
-nasıl deyim yani, boğa ineğe senede bi kere atlar
-muhabir bayan utanarak ;
-tamam bayim tamam, ama bu olayla delİdana hastaligi arasindaki iliski nedir ?
-Çiftci devam eder ;
-hanım kızım; biz ineği sabah akşam gunde 2 kere sagariz
-bayım ben size delİdana hastalığının sebebinin ne olabileceğini soruyorum,
siz bana neyi anlatıyorsunuz ?
-Şuraya varacam kızım;
-düşünki hergun sabah akşam senin meme uclarinla oynuyorlar, ama sana yilda 1
kere atlıyorlar!
-sen delirmez misin ?</description>
</item><item>
<title>Yumurta Yapmanın 100 yolu</title>
<link>http://fikra.forumdownloader.com/Fikra/Yumurta_Yapmanin_100_yolu.html</link>
<description>İki horoz mutfağa girerler. etrafa meraklı gözlerle bakarlarken tezgahın üzerinde bir yemek kitabı görürler. kitabın üzerinde : "yumurta yapmanın 100 yolu" yazmaktadır. biri digerini dürter ve der ki :
-olum bak lan seks kitabı bulduk alaaaa...</description>
</item><item>
<title>Serçe ile Motorcu</title>
<link>http://fikra.forumdownloader.com/Fikra/Serce_ile_Motorcu.html</link>
<description>serçenin bir tanesi bahar günü dalgın dalgın uçuyormuş.
bir anda farketmiş ki, bir yolun üstünde uçuyo ve karşıdan da
motorsikletli bir adam geliyo.
her ikisi de çarpışmayı engellemek için ellerinden geleni yapmışlar ama nafile...
serçe "çotaaank" diye kaska çarpıp düşmüş.
...Şimdi, motorcu arkadaşımız, allahı var sıkı bi hayvansever.
doğal olarak hemen atlamış motordan ; koşmuş serçenin yanına.
serçe baygın yatıyo.. kıyamamış, bırakamamış yolda; almış getirmiş eve.
eskiden kalma bi de kafesi var evde.. baygın serçeyi kafesin içine
güzelce yerleştirmiş..
yanına da az biraz su, az biraz ekmek koymuş, vurmuş kafayı yatmış....
bizim serçe bi müddet sonra ayılmaya başlamış..
daha tam seçemiyo ortalığı.. hafif bulanıklık var yani...
bi bakmış parmaklık, ekmek, su falan var bulunduğu yerde...
birden dank etmiş vaziyet:
- motorcuyu öldürmüşüz beaaa ..!!</description>
</item><item>
<title>Babam öldü</title>
<link>http://fikra.forumdownloader.com/Fikra/Babam_oldu.html</link>
<description>babam öldü, demis temel.
ilyas sormus:
- neden öldü?
- apartmanin sekizinci katinin balkonundan düstü.
- eyvah parçalandi mi?
...- yok, giristeki bakkalin tentesine düsünce oradan havalanip karsi
apartmana yöneldi.
- apartmana mi çarpti, nasil oldu?
- yok, karsi apartmanin balkonunda çamasirlar asili idi.Çamasir ipine
vurup fabrikanin bahçesine düstü.
- orada mi öldü?
- yok, fabrika çelik yay fabrikasi, bahçedeki yaylarin üzerine düsüp
havalandi yeniden...
- peki sonra?
- sonrasi ne? baktik ki yere inmiyor, biz de vurduk onu</description>
</item><item>
<title>Gelişme</title>
<link>http://fikra.forumdownloader.com/Fikra/Gelisme.html</link>
<description>yeni uzman olmuştu. kasabada muaynehane açtı. birkaç gün sonra biri geldi, onu doğuma çağırdı. ertesi gün eve dönen doktoru, karısı merakla karşıladı: &lt;br&gt;
- nasıl oldu?&lt;br&gt;
- ah sorma, hiç iyi değil. Çocuk ters geliyordu. forsepsle almak zorunda kaldım. fakat bir türlü çıkmadı, parçalandı. bir saat sonra da annesi öldü. &lt;br&gt;
- vah vah, zavallı baba kimbilir ne kadar perişandır? &lt;br&gt;
- o da öldü. &lt;br&gt;
- anlayamadım... nasıl o da öldü? &lt;br&gt;
- forsepse dayanmış, bütün gücümle çekiyordum. Çocuğun bacağı kopunca bütün ağırlığımla arkaya düştüm. adamcağız arkada duruyormuş. başı duvara çarptı, beyin kanamasından öldü. &lt;br&gt;
bir hafta sonra doktoru yine doğuma çağırdılar. geç saatte yorgun argın dönünce, karısı: &lt;br&gt;
- doğum nasıl oldu? diye sordu.&lt;br&gt;
doktor: &lt;br&gt;
- gelişme var karıcığım. bugün babayı kurtardım...</description>
</item><item>
<title>Huzur İçinde Yat </title>
<link>http://fikra.forumdownloader.com/Fikra/Huzur_Icinde_Yat_.html</link>
<description>donna'nın dördüncü sınıf öğrencileri geçmişte gördüğüm sınıflardan farklı değilmiş gibi görünüyorlardı. Öğrenciler beş sıra olarak sıralanmiş altı sırada oturuyorlardı. Öğretmen masası en önde öğrencilere bakıyordu. panoda öğrencilerin çalışmaları asılıydı. bir çok açıdan geleneksel bir ilkokul havası hissediliyordu. yine de sınıfa ilk girdiğimde bir şey bana farklı görünmüştü. belirli bir heyecan söz konusuydu. donna, emekliliğine sadece iki yıl kalmış, michigan'da küçük bir kasaba öğretmeniydi. ayrıca benim tarafımdan bölge çapında düzenlenmiş personel geliştirme projesine gönüllü olarak katkıda bulunuyordu. eğitim sürecinde öğrencilerin kendilerini iyi hissetmeleri ve yaşamlarının sorumluluğunu üstlenmeleri baz alınıyordu. &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
  &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
donna'nın işi eğitim sürecine katılmak ve sunulan kavramları uygulamaya koymaktı. benim işim ise, sınıf ziyaretleri yapıp, uygulamaya hız kazandırmaktı. arka sıralardan birine oturdum ve izlemeye koyuldum. bütün öğrenciler birşeyler yazıp karalıyorlardı. benim yanımda oturan on yaşındaki kız öğrenci kağıdını "ben yapamam" cümleleriyle doldurmuştu. "futbol topunu kaleye gönderemem." "üçlü sayılarla bölme işlemi yapamam. "debbie'nin beni sevmesini sağlayamam." &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
 &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
sayfanın yarısı dolmuştu ve yazmaktan bıkmışa benzemiyordu. kararlılıkla ve ısrarla yazmaya devam ediyordu. Öğrencilerin defterlerine bakarak sıraların arasında yürümeye başladım. hepsi de cümleler yazıyorlar ve yapamadıkları şeyleri tanımlıyorlardı.  "on atış üst üste yapamam." "sol alanda vuruş yapamam." "bir kurabiye ile yetinemem." o anda egzersiz bende merak uyandırdı. Öğretmene ne olup bittiğini sormaya karar verdim. yanına yaklaşınca öğretmenin de yazmakla mesgul olduğunu gördüm. en iyisinin rahatsız etmemek olduğuna karar verdim. "john'un annesini zorla veliler gününe getiremem." "kızımdan arabaya benzin koymasını isteyemem." "alan'dan bileğini değil, kelimeleri kullanmasını isteyemem." Öğretmenin ve öğrencilerin "yapabilirim" türü olumlu cümleler kurmak yerine neden böyle bir olumsuzluğa saplandığı düşüncesine karşı savaş verirken oturduğum sıraya geri döndüm. yeniden etrafımı izlemeye koyuldum. &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
  &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Öğrenciler bir on dakika daha yazmaya devam ettiler.  Çoğu kağıtlarını doldurmuş, başka kağıda geçmişti. donna, "elinizdeki kağıdı bitirin, ama başka bir kağıda geçmeyin." diye seslenerek egzersizin sonuna geldiklerini vurguladı. Öğrencilere kağıtlarını ikiye katlamalarını ve teslim etmelerini söyledi. Öğrenciler kağitlarını öğretmen masasının üzerindeki boş ayakkabı kutusunun içine koydular. bütün kağıtlar toplanınca donna kendi kağıdını da kutuya koydu. kutunun kapağını kapadı. kutuyu kolunun altına aldı ve kapıdan çıkıp koridorda ilerledi. Öğrenciler öğretmenin peşinden giderken ben de öğrencilerin peşine takıldım. koridorun ortasında yürüyüş tamamlandı. donna güvenlik odasına girdi ve elinde bir kürekle dışarı çıktı. bir elinde kürek bir elinde ayakkabı kutusu öğrenciler arkasında bahçenin en uzak köşesine doğru yol aldılar. ve kazmaya başladılar. "yapamam" cümleciklerini gömeceklerdi! &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
  &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
kazma işlemi yaklaşık on dakika sürdü, çünkü bütün öğrenciler sırayla kazıyorlardı. Çukur bir-bir buçuk metre olunca kazma işlemi sona erdi. "yapamam" cümlecikleri kutusu çukurun dibine kondu ve üzeri toprakla örtüldü. otuz bir tane on - on bir yaş çocuğu, yeni kazılmış çukurun başında bekleşiyorlardı. her birinin bir metre aşağidaki kutunun içinde en az bir sayfa süren "yapamam" cümlecikleri vardı. Öğretmenin de öyle.  donna, "kızlar, erkekler elele tutuşun ve başınızı eğin." diye seslendi. Öğrenciler sözüne uydular. Çukurun başında halka oluşturdular, elleriyle sımsıkı bir bağ oluşturdular. başlarını öne eğip beklemeye başladılar. donna konuşmasına başladı: &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
  &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
"arkadaşlar, bugün burada 'yapamamlar' anısına toplandık. yeryüzünde bizimle birlikteyken bir şekilde hepimizin hayatına girdi; kimimizinkine az, kimimizinkine çok... adı her okulda, her toplantı salonunda, hatta beyaz saray'da bile anıldı. 'yapamamlar'ı sonsuz uykusuna göndermeye karar verdik. erkek ve kız kardeşleri 'yapabilirim', ?yapacağim' ve 'yapıyorum' hayatlarına devam ediyorlar. onlar 'yapamamlar' kadar ünlü, güçlü ve kuvvetli değildirler. belki birgün sizin de yardımınızla dünyaya ayak izlerini bırakabilirler. İnsallah, 'yapamamlar' huzur içinde yatarlar. İnsanlar onlar olmaksızın hayatlarına devam edebilirler.  amin!" &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
  &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
bu methiyeyi dinlerken öğrencilerin hiç birinin bugünü unutamayacaklarını düşündüm. bu aktivite oldukça sembolik bir anlam taşıyordu. gerek bilinçten, gerekse bilinç dışından asla silinmeyecek bir beyin egzersizi gibiydi. ?yapamam? cümlecikleri yazmak, onlari gömmek ve methiye dinlemek... bunların hepsi de öğretmenin gayretleri ile gerçekleşmişti. methiyenin sonunda öğrencilerini etrafında topladı ve onları sınıfa götürdü. ?yapamamlar?ın ebediyete intikalini keklerle, patlamış mısırlarla ve meyve sularıyla kutladılar. kutlamaların bir parçası olarak, donna kalınca bir kağıttan mezar taşı kesti. en üste ?yapamam?ı, en alta o günün tarihini yazdı. kağıttan yapılmış mezar taşı o yılın anısına donna'nın sınıfına asıldı. nadiren de olsa öğrencilerden biri unutup, ?yapamam? dediğinde donna bunu gösterdi. Ögrenciler de böylece ?yapamamlar?ın öldüğünü hatırlayıp, yeni cümle kurmak zorunda kaldılar. donna'nın öğrencilerinden biri değildim. o benim öğrencilerimden biriydi. yine de o gün ben ondan ömür boyu unutamayacağım bir ders aldım. Şimdi yıllar geçmesine rağmen, ne zaman ?yapamam? gibi bir cümle duysam, dördüncü sınıf öğrencilerinin düzenlediği cenaze merasimi gelir aklıma. ben de öğrenciler gibi ?yapamamlar?ın öldüğünü anımsarım. &lt;br&gt;
 &lt;br&gt;</description>
</item><item>
<title>balgam</title>
<link>http://fikra.forumdownloader.com/Fikra/balgam.html</link>
<description>5 çocuk aralarında anlaşmışlar balgamımızla bu camı kim kırabilir diye iddaya girmişler.1.tükürmüş kıramamış ikinci birincinin balgamınıda yalayıp kendi balgamına eklemiş o da tükürmüş başarılı olamamış 3.de 2.nin attını yalayıp kendi balgamı ile birleştırmiş tükürmüş ama oda kıramamış en sonuncu üçününde balgamını ağzına almış kendininkinide katmış ağzı kapanmıyormuş.diğer çocuklar evin sahibini görüp kaçmışlar adam çocuğu görüp sormuş Çocuk yutkunarak:hİÇ amca demiş</description>
</item><item>
<title>Benim inşallah</title>
<link>http://fikra.forumdownloader.com/Fikra/Benim_insallah.html</link>
<description>nasrettin hoca birgün camın önünde havaya bakıp hanımına yarın hava iyi olursa tarlaya gidip tarlayı süreceğini kötü olursada evde kalıp evi boyayacağını söylemiş.bunun üzerine hanımı hocaya;&lt;br&gt;
bey;deki inşallah&lt;br&gt;
hoca hanıma;&lt;br&gt;
ya inşallahı maşallahımı var demiş&lt;br&gt;
iyi olursa tarlaya kötü olursa boyaya.&lt;br&gt;
sabah olmuş hava çok güzel hoca tarlanın yolunu tutmuş.derken karşıdan gelen bir jandarma ekibi görmüş.jandarma hocaya yaklaşıp bi köyü sormuş.hocada;&lt;br&gt;
orası çok uzak ancak 2 günde gidebilirsiniz ve oraya araba işlemez demiş..bunun üzerine jandarma hocayı da alıp köyün yolunu tutmuş.hoca istemesede mecburen yola koyulmuş.jandarmayı götüren hoca 2 günde eve gelmek için yollarda çile çekmiş.derken kanter içinde  eve ulaşmış.&lt;br&gt;
kapıyı çalmış.&lt;br&gt;
hocanın karısı;kim o  demiş&lt;br&gt;
hoca;&lt;br&gt;
benim inşallah...</description>
</item> 
</channel>
</rss>
